WhatsApp'tan rezervasyon Telegram’dan yazın +90 212 518 28 26

Küçük Ayasofya Mah., Cinci Meydanı Sok. No:12, 34122 Fatih/İstanbul

İslam ve cami kültürü

Külliye ve vakıf kültürü: Osmanlı'nın cami merkezli sosyal yardım sistemi

Süleymaniye Camii ve Külliyesi
Süleymaniye Camii · Fotoğraf: Hunanuk · CC0 · Wikimedia Commons

Külliye, bir caminin etrafında kurulan ve eğitimden sağlığa, yemekten yolcu barınmasına kadar pek çok hizmeti bir arada sunan Osmanlı yapı topluluğudur. Bu yapıların inşası ve yüzyıllar boyu işletilmesi, gelirleri kalıcı olarak hayra ayrılmış vakıflar sayesinde mümkün oldu. İstanbul'da Süleymaniye ve Fatih gibi dev külliyeler de, otelimizin yanı başındaki Sokullu gibi küçük külliyeler de bu sistemin bugün hâlâ gezilebilen örnekleridir.

Bu sayfada7

Külliye: caminin etrafında bir şehir mahallesi

“Külliye” kelimesi Arapça “bütün” anlamındaki “küll” kökünden gelir. Osmanlı şehirlerinde büyük bir cami çoğu zaman tek başına yapılmazdı; çevresine okullar, aşevi, hastane, hamam, kütüphane ve dükkânlar eklenerek yeni bir mahalle merkezi oluşturulurdu. Böylece cami yalnızca ibadet yeri değil, bir sosyal hizmet ağının kalbi olurdu.

Bir külliyede karşınıza çıkabilecek başlıca birimler şunlardır:

  • Medrese: Din, hukuk, dil, matematik ve tıp gibi alanlarda eğitim veren yükseköğretim kurumu. Öğrenciler avluya açılan küçük hücrelerde kalırdı.
  • Sıbyan mektebi: Çocuklara okuma-yazma ve Kur'an öğretilen mahalle ilkokulu.
  • İmaret: Öğrencilere, külliye görevlilerine, yolculara ve yoksullara ücretsiz yemek dağıtan aşevi.
  • Darüşşifa: “Şifa evi”, yani hastane. Bazı darüşşifalarda hastaların tedavisinde müzik ve su sesinden yararlanıldığı bilinir.
  • Tabhane ve kervansaray: Yolcular ve misafirler için konaklama yerleri.
  • Hamam, kütüphane, türbe: Temizlik, bilgi ve kurucunun hatırası; türbeler hakkında türbe ziyareti adabı yazımızda daha fazlası var.
  • Sebil ve çeşme: Halka ücretsiz su sunan yapılar.

Vakıf: hayrın yüzyıllarca sürmesini sağlayan sistem

Vakıf, bir kişinin mülkünü ya da gelirini kalıcı olarak belirli bir hayır amacına ayırmasıdır. Kurucu, şartlarını vakfiye adı verilen bir belgeyle belirler: Kaç öğrenciye burs verileceği, imarette ne pişirileceği, hangi görevliye ne ödeneceği tek tek yazılır. Vakfı mütevelli denen bir yönetici idare eder.

Külliyelerin masrafları çoğunlukla dükkânlar, hanlar, hamamlar ve tarım arazilerinden gelen kira gelirleriyle karşılanırdı. Örneğin Sultanahmet Camii'nin hemen arkasındaki Arasta Çarşısı, caminin vakfına gelir sağlamak için yapılmış dükkânlardır. Sinan'ın eseri Haseki Hürrem Sultan Hamamı gibi hamamlar da çoğu zaman bir vakıf eseri olarak inşa edildi; kaynaklara göre Cağaloğlu Hamamı da I. Mahmud tarafından Ayasofya'daki kütüphanesine gelir sağlamak amacıyla yaptırılmıştır.

Vakıflar yalnızca büyük yapılarla sınırlı değildi. Göçmen kuşlara yem vermek, sokak hayvanlarını beslemek, kışın yolları kumlamak ya da yoksulların borçlarını ödemek için kurulmuş vakıflar olduğu anlatılır. Bugün tarihi vakıf eserlerinin önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğundadır.

Süleymaniye: bir imparatorluğun sosyal vitrini

Mimar Sinan'ın 1550–1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman için inşa ettiği Süleymaniye Camii külliyesi, Osmanlı külliye anlayışının zirvesidir. Caminin çevresinde farklı düzeylerde eğitim veren medreseler, bir hadis okulu (darülhadis), tıp medresesi, darüşşifa, imaret, tabhane, kervansaray, hamam, sıbyan mektebi ve dükkânlar yer alır. Kıble tarafındaki bahçede Kanuni ile Hürrem Sultan'ın türbeleri, köşede ise Mimar Sinan'ın mütevazı türbesi bulunur.

Medrese binalarının bir bölümü bugün önemli bir yazma eser kütüphanesi olarak hizmet verir. Külliyenin yokuşlu sokaklarında dolaşırken yapıların eğime nasıl yerleştirildiğine dikkat edin; Sinan'ın şehircilik becerisi burada tek tek binalardan çok daha büyük bir ölçekte görülür. Sinan'ın diğer eserleri için Mimar Sinan rotasına bakabilirsiniz.

Fatih Külliyesi: fethin ardından kurulan ilk büyük merkez

İstanbul'un fethinden kısa süre sonra, 1463–1470 yılları arasında inşa edilen Fatih Camii külliyesi, şehrin ilk büyük Osmanlı külliyesidir. Caminin iki yanında sıralanan ve Sahn-ı Seman (sekiz avlu) adıyla bilinen medreseler, dönemin en yüksek eğitim kurumları arasında yer alıyordu. Külliyede ayrıca imaret, darüşşifa, tabhane ve kütüphane bulunuyordu.

Bugünkü cami, 1766 depreminde büyük hasar gören ilk yapının yerine 18. yüzyılda yeniden inşa edilmiştir; medreselerin bir kısmı ise özgün hâlleriyle ayaktadır. Fatih Sultan Mehmed'in türbesi de caminin kıble tarafındaki hazirededir.

Sokullu: otelimizin komşusu olan küçük bir külliye

Külliye kavramını anlamak için dev yapılara gitmek şart değil. Otelimizden birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşılan Sokullu Mehmet Paşa Camii, 1570'lerin başında Sinan tarafından sadrazam Sokullu Mehmed Paşa ve eşi İsmihan Sultan adına inşa edilmiş küçük ama kusursuz bir külliyedir. Eğimli arazide cami, avluyu çevreleyen medrese hücreleri ve bir tekke birlikte tasarlanmıştır. Avluya, medresenin dershanesinin altından geçen merdivenlerle çıkılması, ziyaretçileri her seferinde şaşırtan bir detaydır.

Mahallemizin diğer önemli yapısı Küçük Ayasofya Camii de küçük bir külliye düzenini yansıtır: Bizans döneminden kalma kilise 16. yüzyıl başında camiye dönüştürülmüş, avluya da medrese hücreleri eklenmiştir.

Sebil ve çeşme kültürü: sokakta suyun izinde

Osmanlı'da suyu herkese ücretsiz ulaştırmak en sevilen hayırlardan biriydi. Çeşme, halkın musluktan su aldığı duvar ya da meydan yapısıdır; sebil ise bir görevlinin bronz şebekeli pencerelerden gelip geçene tas tas su, bayram ve kandil günlerinde de şerbet sunduğu küçük köşklerdir. Çeşmelerin üzerindeki kitabelerde çoğu zaman yaptıranın adı, bir dua ve harflerin sayısal değerleriyle tarih düşürülen şiirler bulunur.

Sultanahmet ve Küçük Ayasofya sokaklarında yürürken duvarlara gömülü, çoğu artık kurumuş küçük mahalle çeşmelerine dikkat edin. Topkapı Sarayı'nın ana kapısının önündeki III. Ahmed Çeşmesi (1728), Lale Devri'nin en zarif eserlerinden biridir; Sultanahmet Meydanı'ndaki Alman Çeşmesi ise 1901'de Alman İmparatoru II. Wilhelm'in hediyesi olarak yapılmış, bu geleneğe farklı bir üslupla eklenmiş bir yapıdır.

Külliyeleri gezerken ipuçları

  • Caminin yanı sıra avluyu ve çevresini dolaşın; medrese, türbe ve hazireler genellikle caminin arkasında ya da yanındadır.
  • Kapıların üzerindeki kitabelere bakın: Yapının kimin adına ve ne zaman yapıldığını çoğu zaman oradan öğrenirsiniz.
  • Bazı medrese ve imaret binaları bugün kütüphane, kültür merkezi ya da farklı amaçlarla kullanılır; iç mekânlara giriş her zaman mümkün olmayabilir.
  • Hamam deneyimini merak ediyorsanız hamam kültürü rehberimiz ilk kez gidecekler için pratik bilgiler içerir.
  • Camiye girerken örtülü kıyafet tercih edin ve namaz vakitlerini gözetin.

Sık sorulan sorular

Külliye ile cami arasındaki fark nedir?

Cami ibadet yapısıdır; külliye ise caminin etrafına kurulan medrese, imaret, darüşşifa, hamam, kütüphane ve türbe gibi yapıların tamamını ifade eder.

İmaretlerde kimler yemek yerdi?

Medrese öğrencileri, külliye görevlileri, yolcular ve yoksullar. Vakfiyeler günlük yemeği ve özel günlerde verilecek ikramları ayrıntılı biçimde belirlerdi.

Vakıflar bugün hâlâ var mı?

Evet. Tarihi vakıf eserlerinin önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından korunur; ayrıca vakıf modeli Türkiye'de eğitim ve yardım alanında hâlâ yaygın olarak kullanılır.

Otelin yakınında gezebileceğim bir külliye var mı?

Evet. Sokullu Mehmet Paşa Camii ve medresesi otelimizden kısa bir yürüyüş mesafesindedir; Küçük Ayasofya Camii de avlusundaki medrese hücreleriyle hemen yakınımızdadır.

Yazıda geçen yerler

İlgili rehber yazıları

İslam ve cami kültürü

WhatsApp’tan yazınMüsaitlik ve fiyat · hızlı yanıt