
Küçük Ayasofya ve Kadırga, Sultanahmet Meydanı'nın hemen güneybatısında, Marmara kıyısına doğru inen sakin bir yerleşim mahallesidir. Justinianus'un Küçük Ayasofya'sı, Mimar Sinan'ın Sokullu Mehmet Paşa Camii ve toprakla dolmuş bir Bizans limanının izleri burada, çamaşır iplerinin ve mahalle bakkallarının arasında durur. Otelimizin de bulunduğu bu mahalle, turist kalabalığına birkaç sokak mesafede ama ondan belirgin biçimde uzakta yaşar.
Bu sayfada7
Meydanın uğultusundan birkaç sokak ötede
Sultanahmet Camii'nin arkasından yokuş aşağı birkaç dakika yürüdüğünüzde ses değişir. Rehberlerin anonsları ve kalabalığın uğultusu yerini sokakta top oynayan çocuklara, kapı önünde sohbet eden komşulara, fırından yükselen ekmek kokusuna ve güneşlenen kedilere bırakır. Küçük Ayasofya, Tarihi Yarımada'nın hâlâ gerçekten yaşanan ender köşelerinden biridir: insanlar burada doğar, büyür, sabah namazına gider ve akşamları pencereden pencereye seslenir.
Mahallenin dokusu karışıktır. Restore edilmiş ahşap ve kâgir evler, 20. yüzyıl ortasından kalma sade apartmanlar ve Bizans duvarlarının üzerine oturmuş yapılar yan yana durur. Sokakların çoğu dar ve tek yönlüdür; araç trafiği az, gece saatleri sessizdir. Güney tarafta arazi belirgin biçimde denize iner ve pek çok çatıdan, sahil yolunun ötesinde Boğaz'a girmek için sırasını bekleyen gemiler görülür.
Justinianus'un kilisesi ve kaybolan liman
Mahallenin adı, 527–536 yılları arasında Justinianus ve Theodora döneminde inşa edilen Aziz Sergios ve Bakhos Kilisesi'nden gelir. Kaynaklara göre kilise, Justinianus'un tahta çıkmadan önce yaşadığı Hormisdas Sarayı'nın yanına kuruldu. Sekizgen kubbe planı, birkaç yıl sonra yükselecek Ayasofya'yla benzerliği nedeniyle sık sık onun bir tür provası olarak yorumlanır; halkın yapıya Küçük Ayasofya demesi de bu yakınlıktan gelir. Yapı 1500'ler civarında, II. Bayezid döneminde Babüssaade Ağası Hüseyin Ağa tarafından camiye dönüştürüldü.
Bugün Kadırga Meydanı'nın bulunduğu çukur alan, Bizans döneminde Julianus Limanı olarak bilinen, sonradan imparatoriçe Sophia'nın adıyla anılan bir liman havzasıydı. Osmanlılar burayı bir süre kadırga denen kürekli savaş gemileri için kullandı; semtin adı da buradan gelir. Zamanla dolan ve kara hâline gelen havzanın sınırları, sokakların kavisinde ve meydanın alçak konumunda hâlâ sezilebilir. Yamacın yukarısında ise Mimar Sinan, 1571–1572'de Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa ve eşi Esmahan Sultan için küçük ama kusursuz bir külliye kurdu.
Mahallede mutlaka görülecekler
- Küçük Ayasofya Camii: iç mekânı çevreleyen frizdeki Yunanca kitabe hâlâ Justinianus, Theodora ve Aziz Sergios'u anar. Medrese hücreleriyle çevrili gölgeli avlusu, Tarihi Yarımada'nın en huzurlu molalarından birini sunar.
- Sokullu Mehmet Paşa Camii: Sinan'ın yokuşa ustalıkla yerleştirdiği külliye; medresenin altından merdivenle çıkılan avlu ve İznik çiniciliğinin en parlak döneminden kalma panolar. Rivayete göre giriş kapısı, mihrap ve minberde Hacerülesved'den parçalar bulunur.
- Kadırga Meydanı ve Kadırga Limanı: eski liman havzasının yerinde, mahalle çocuklarının futbol oynadığı ve yaşlıların bank sohbetine oturduğu geniş açıklık.
- Bukoleon Sarayı Kalıntıları: Marmara surlarına gömülmüş mermer pencere çerçeveleriyle Bizans sarayının denize bakan cephesinden kalanlar; en iyi sahil yolundan görülür.
- Kennedy Caddesi Sahil Yürüyüş Yolu: yokuşun dibinde uzanan, çim alanları ve deniz manzarasıyla mahallenin arka bahçesi.
Yokuş aşağı denize: bir saatlik mahalle turu
- Güne Küçük Ayasofya Camii'nin avlusunda başlayın; içeri girmeden önce revaklı avluyu ve Hüseyin Ağa'nın türbesini dolaşın.
- Batıya doğru dar sokaklardan yürüyerek Sokullu Mehmet Paşa Camii'ne çıkın. Merdivenleri tırmanıp medresenin kemerlerinin altından avluya girdiğiniz an, Sinan'ın eğimi nasıl bir sahneye çevirdiğini anlarsınız.
- Sokullu'dan aşağıya, Kadırga Meydanı'na inin. Meydanın yuvarlak hatlarında eski liman havzasının çizgisini arayın.
- Demiryolu hattının altındaki geçitlerden birini kullanarak sahil tarafına geçin ve Kennedy Caddesi yürüyüş yolunda doğuya dönün.
- Surlar boyunca yürüyüp Bukoleon Sarayı'nın pencerelerini görün; dönüşte mahalleye Küçük Ayasofya Camii'nin arkasından tırmanarak döngüyü tamamlayın.
Mahalle sofrası: fırın, tencere yemeği ve sahilde çay
Burası restoranlarıyla değil, gündelik mahalle yemeğiyle tanınır. Sabahları fırınlardan sıcak ekmek, simit ve poğaça çıkar; bakkallardan alınan beyaz peynir, zeytin ve domatesle yapılan sade bir kahvaltı mahallenin ritmine en iyi uyan başlangıçtır. Öğle saatlerinde çevredeki esnaf lokantaları kuru fasulye, türlü, karnıyarık ve mevsim sebzeli zeytinyağlılar gibi ev usulü tencere yemekleri sunar.
Akşamüstü sahil yoluna inen aileler, çimlerde termosla çay içip simit paylaşır; bu, İstanbulluların en sevdiği ve hiçbir maliyeti olmayan ritüellerden biridir. Balık yemek isterseniz, birkaç dakika batıdaki Kumkapı mahallesinin tarihi balıkçı geleneğine göz atın.
Aileler için: sessiz sokaklar ve deniz kıyısında açık alan
Çocuklu aileler için mahallenin en büyük avantajı sükûnetidir. Dar sokaklarda araç az olduğundan yürümek rahattır, geceleri ise sokak gürültüsü minimumdur. Kadırga Meydanı'nın açık alanı ve sahil yolundaki geniş çim şeritler, müze günlerinin ardından çocukların koşup oynayabileceği yakın yerlerdir.
Dikkat edilmesi gereken iki nokta var: mahalle eğimlidir, bebek arabasıyla denize inmek kolay ama dönüş yokuşu yorucu olabilir. Kennedy Caddesi ise hızlı akan bir sahil yoludur; karşıya mutlaka yaya geçitlerinden ve alt geçitlerden geçin. Ailelere yönelik daha fazla öneri için aile sayfamıza bakabilirsiniz.
Sareban Hotel'den mahalleyi keşfetmek
Sareban Hotel, Cinci Meydanı Sokağı'nda, Küçük Ayasofya Camii'nin birkaç sokak ötesinde yer alır; Sokullu Mehmet Paşa Camii hemen yakındır ve sahil yolu yokuş aşağı birkaç dakikadır. Yani bu sayfadaki her yere kapıdan çıkıp yürüyerek ulaşırsınız. Sultanahmet Meydanı, Ayasofya ve Sultanahmet Camii ise yokuş yukarı on-on beş dakikalık bir yürüyüş mesafesindedir.
Burada kalmanın asıl kazancı, günü Tarihi Yarımada'nın ortasında geçirip geceyi sakin bir mahallede bitirmektir. Deniz manzaralı çatı terasımızdan akşamüstü Marmara'daki gemileri izlemek de mahallenin sunduğu küçük keyiflerden biridir. Kendi başınıza yürüyüş için otelden başlayan Tarihi Yarımada rotamıza göz atabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Küçük Ayasofya, Sultanahmet'e ne kadar yakın?
Mahalle, Sultanahmet Meydanı'nın hemen güneybatısındadır. Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Hipodrom'a yürüyerek genellikle on-on beş dakikada ulaşılır; Arasta Çarşısı ve Mozaik Müzesi daha da yakındır.
Küçük Ayasofya Camii ziyarete açık mı?
Evet, aktif bir cami olarak namaz vakitleri dışında ziyaretçileri kabul eder. Giriş ücretsizdir; cami kıyafet kurallarına uyulması beklenir. Ayrıntılar cami ziyaret adabı yazımızda.
Mahalle geceleri güvenli ve sessiz mi?
Küçük Ayasofya, turistik merkezden çok bir yerleşim mahallesi gibi yaşar; akşamları sokaklar sakinleşir ve gürültü kaynağı olabilecek gece mekânları bulunmaz. Her büyük şehirde olduğu gibi olağan dikkati elden bırakmamak yeterlidir.
Buradan denize ve sahil yoluna inebilir miyim?
Evet. Mahallenin güney ucundan Kennedy Caddesi'ne inip deniz kenarındaki yürüyüş yolunda saatlerce yürüyebilirsiniz; doğuda Cankurtaran ve Ahırkapı, batıda Kumkapı'ya uzanır.







